Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yıl sonu için enflasyon tahminini yüzde 16 olarak belirlemişken, tahmin aralığını yüzde 13-19’dan yüzde 15-21’e yükseltti. 14 Mayıs’ta açıklanacak ikinci Enflasyon Raporu ile birlikte yıl sonu hedeflerinin geniş tahmin aralıklarının yukarı yönlü revize edilmesi bekleniyor. Bu gelişmelerin ışığında, ABD merkezli dev banka Goldman Sachs’ın Türkiye ekonomisiyle ilgili yeni raporu da dikkat çekti.
Raporda, Orta Doğu’da artan gerilimlerin petrol fiyatlarını etkileyerek küresel enflasyon baskısını artırdığına vurgu yapıldı. Goldman Sachs, Türkiye için yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 26 olarak açıkladı. Bu rakam, TCMB’nin tahmininin 5 puan üzerinde bir seviyeyi işaret ediyor. Banka ekonomistleri, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve bölgedeki jeopolitik durumun enflasyon üzerinde yukarı yönlü riskler oluşturduğunu belirtti. TCMB’nin mevcut sıkı para politikası duruşunu korumasının, net bir enflasyon düşüşü ve küresel risklerde bir azalma görülene kadar sürdürülmesi gerektiği ifade edildi.
Goldman Sachs, para politikası ile ilgili faiz indirimlerinin zamanlamasına dair öngörülerini de paylaştı. Analizde, politika faizinin kısa vadede mevcut seviyesinde kalacağı, ancak olası bir gevşeme sürecinin 2026’nın son çeyreğinde başlayabileceği tahmin edildi. Yılın son döneminde yapılacak indirimlerle birlikte politika faizinin yaklaşık yüzde 34 seviyelerine çekilebileceği öngörülüyor. Orta Doğu’daki gerginlikler ve petrol fiyatlarındaki değişim, hem faiz hem de enflasyon açısından önemli dış faktörler olarak değerlendiriliyor.
Verilere dayanarak yapılan hesaplamalarda, yüzde 16’lık yıl sonu hedefinin gerçekleşebilmesi için önümüzdeki 8 ayda fiyatların aylık ortalama sadece yüzde 0,19 artması gerektiği belirtiliyor. Enflasyon, hedefin üzerinde kalsa bile yüzde 15-21 aralığında kalabilmesi için aylık artış ortalamasının yüzde 0,8’i geçmemesi gerekiyor. Ancak son 5 yılın aylık ortalama verileri, bu senaryoların oldukça uzağında kalıyor. Mayıs ayında en düşük yüzde 0,04, Haziran’da yüzde 1,37, Temmuz’da yüzde 2,06 ve Eylül’de yüzde 2,44 gibi artışlar gözlemlendi. Eğer bu oranlar tekrarlanırsa, yıl sonu enflasyonu yüzde 28,65’e yükselebilir.
Önümüzdeki 8 ay boyunca son 10 yılın en düşük aylık değerlerinin gerçekleşmesi durumunda hedefler daha da zorlayıcı hale gelebilir. Bu senaryoda, Mayıs’ta yüzde 0,04 artış, Haziran’da yüzde 0,27 düşüş, Temmuz’da yüzde 0,15 artış, Ağustos’ta yüzde 0,86 artış, Eylül’de yüzde 0,65 artış, Ekim’de yüzde 2,0 artış, Kasım’da yüzde 1,44 düşüş ve Aralık’ta yüzde 0,40 gerileme gerçekleşirse, Merkez Bankası’nın yıl sonu hedefini revize etmesi kaçınılmaz bir ihtiyaç haline gelecektir.